Yedi aydır yazmamışım buraya aslında epeydir yazmıyorum buralara. Günümü cenaze üstüne akşam biraz dağılıp yüzyıllık yalnızlığa devam edecek kadar sınırlandırmıştım. Malum her yas bende de başka yasları tetikliyor, bu tip şeyleri önemseyen- özümsemek isteyen insanlar gibi. Merkeze geçip önce doğum günü hediyemi aldım(siparişi vererek seçtiğim bi hediye:) 18 gündür kutlanan bir d.günüm var bu sene:) Korkarım biraz daha sürecek bu kutlamalar :)
Ne diyordum; yerine yerleştirdik abimizi , cenaze levazamatçısı mı olsam hayır saçmalama irem !
Yoğunlaşınca geceki rüyamı anımsıyorum ucundan ama bundan bahsetmeyeceğim çünkü işle alakalı şeyleri söylemek bozuyor planlarımı :)
Asıl mevzu yası hatırlatan yas, bu seferkini ben seçmedim o beni seçti, eve kurt gibi aç geldim -bugün kahvaltıyı da sonraki öğünü de canım bişiy istemediği için -doğal olarak- mide guruldamamı kesecek kadar yiyerek geçiştirmiştim, hızlıca ne bulduysam yedim evime indim instagramı açtım ve O an #Replikas ın hikayesine bi süre bakakaldım; Gökçe'nin facebook'ta paylaştığı şarkılar... Öylece yatağa uzanıp ağlamak geldi içimden
Uzun zaman ewel Gökçe'nin facebook ta paylaştığı bi şarkıyı uzun uzun aramış bulamamıştım
Gökçe'nin ölüm haberini oldukça keyifli geçen yıldız kampı sabahı gözümü tam açamadan görüp böğrüme bi kör taş oturduğunu hatırladım playlisti görünce