Şubat 03, 2011

ateşten kalbe akıldan dumana

Ne keyifli bir filmdi tekrar izleyesim geldi işyerinde bir günümü sinema günü ilan etme zamanım gelmiş neyse bağlamam gerekiyor şimdi bu mevzuyu ve isim itibariyle yani filmle bağıntılı bir rüya gördüm geceleyin uyandım yatakta doğruldum yüzümü ellerimle kontrol ettim zira uzun boylu yapılı bir erkektim solgun yüzlüsünden ve rüyam film havasındaydı sabaha hatırlarım nede olsa dedim ve yattım. Uyandım geceki kovalamacadan yorulmuş olarak hemde aklımda sahnelerden kesitler yazarken tamamını hatırlarım dedim ve yine yazmadım, öğleden sonra ve hatta 4ü buldu saat üstadla bir kahve içtik millette ve ben rüyamı anımsadım anlatacaktım zihnimi yokladım sadece bahsi yukarıda geçen filme benzediği dışında hiçbirşey kalmamıştı üzüldüm doğrusu.

kişisel birşey


Yeni bir şey değil anlatacağım ilk kez duymuyorsunuz tamam belki çok da önemli bir şey bile değil ne mi mevzu dolmuşta otobüste metroda her hangi bir toplu(!) taşıma aracında etrafınızda dikkat çekici bir tip olmuştur elbet şöyle dik dik bakıp süzülen bir tip… Dün dolmuşta yanıma biri oturdu takım elbiseli bakımlı gözlüklü iş adamı modelinde biri bunu 4-5 saniyelik bakışımda gördüm elbet her ne kadar önyargılı değilim desem de bende de var tabi bu tiplere karşı sevmiyorum takım elbiseyi hem de hiç… Neyse ben paspal bir tip garip garip bakılan ; parmaksız eldivenlerinden rengârenk ve yarısı boyalı ojeli tırnakları gözüken, dolmuştayken bile hala kafasında beresi zira üşümek ayıp değil , kırmızı kar çizmeleriyle yerinde zor duran ayaklarını bastıran, kulaklıklarına gömülmüş bir hatunum bende bi göz baktım dudak büzdüm elemana sonra ne mi oldu ufukta uyuyan dinozor gözüktü ve yanımdaki elemanla göz göze geldik bir an ‘bu kim’ dedi bana ve ekledi ‘diğerlerini biliyorum da’ ben direk savunma moduna geçip o kadar mı açık sesi pardon yaa ve rashit dedim sustum. Hafif mahçup elbet önyargının verdiği haldi bendeki, aklıma on saatlik otobüs yolculuklarım ve yanıma suratsız biri otursun diye ettiğim dualar geldi bi sefer bi hatundan dokuz saat kaçabilmiş son bir saatte kilitlenmiş ve hatta demirlibahçeye yakın bir yerde ayrılmıştık nerdeyse eve gelecekti ne sıkıntılı bir geceydi sevmiyorum kardeşim kulaklık taktıysam veya kitap okuyorsam neden anlamıyorsunuz kelimeyle yaklaşma mı yazayım. Neyse ben konuşmadım elemanla bir daha görsem tanımayacam sonuçta birde benim hep acelem var faydasız dialoglardan kaçıyorum elimden geldiğince neden bozuluyorlar anlamıyorum insan tanımadığı sevmediği bir insana kırılır mı camdan mısınız iyi günlerle aldığım gönül yeter mi bilemiyorum yetmezse de üzgünüm tanımam ki görsem de af dilesem:)

Şubat 02, 2011

blowers daughter doğmuş : )

     Yarım saate yirmi dokuz yaşıma adım atacağım evet, her sene manasını daha da yitiren birşey de doğmuş olmak . Dostlar arkadaşlar biriktirdim, bir sürü insanı sevdim ve bir çoğunu hala sevmeye devam ediyorum hiç nefretimi sürekli hale getirmedim hayatıma dokunmasaydı çok daha mutlu biri olurdum dediğim birkaç insan da yok değil ama onlar da olmasaydı ben inandığım doğrulara bu kadar bağlı olmazdım belki de kazandıklarıma bakıyorum evet . Geriye dönüp bakmamaya çabalıyorum pişmanlıklığımla yüzleştim iyiyim sanki, en azından yanılmadığımı gördüm doğru insan şu bu değil aslında mevzu dedim ya aynı dili konuşmak sadece istediğim. Bu sene mutluyum aslında düne kadar aman boşver diyordum hatta son saatlere kadar doğum günü de neymiş halindeydim. Sonra ne mi oldu şu saate kadar yüzümü güldüren birkaç cümle; kaanın beni uyut anne diyen çığlıklarından ötürü tam olarak duyamadığım bir kaç cümle... Ardından gülümsediğim mutlu olduğum birkaç cümle, bu yaşıma kadar belki yüz kere duyduğum cümleler ama anlamı söyleyen kişide gizli elbet, yanyana gelen güzel harfler dizini kelimeler öbeği... Kulaklığımı taktım ve yattım oğlumun yanına yarı uyur halde müziğimi dinledim ara ara uyanarak gülümsedim ve sabah gülümseyerek uyandım bünyeme iyi geliyorsun ruhuma da o zaman iyiki doğdum:)

Şubat 01, 2011

Zeki Muren in Son goruntuleri...


tüylerim diken diken oldu bu görüntüleri tekrar izleyince yıl 96 ben daha 14ümde ne çok seviyormuşum ne çok ağlamıştım izlerken bu görüntüleri:(

zeki müren - beklenen şarkı