Ağustos 15, 2011

göksel kursuni renkler



kurşuni renkler:göksel
sezen
onno tunç
uğurun en sevdiği şarkılardan biri olduğunu yazmıştı bi arkadaşı
o gün bugündür dinleyemiyorum bu şarkıyı
dün fikrimin ince gülünü dinlerken birden aklıma düştü bu şarkı
hüzün
bikaç damla gözyaşı
süzüldü gözümden
ölüm
soğuk
korkutucu
ve yalnız

Ağustos 09, 2011




dolmuştan tam bu noktada indim taşın üstüne oturdum. oturduğum yerden sola döndüğümde denizi görürdüm uzun zaman önce. Şimdi ise denizi örtbas etmeye çalışan ağaçlar, biraz çimen ve yaklaşık iki metrelik topraktan bir tepe... bu yükseltiyi tırmanıp üstüne de karayolunu geçiyoruz şimdi denize ulaşmak için ama diyeceğim bu değildi ne kadar sövsem boş denizi doldurdular sahilimizi mahfettiler desem de boş maalesef.
yaklaşık altmış santimlik taştan duvarın üstüne oturdum, elime kitabımı aldım okumaya ve beklemye başladım. Solaklığımdan kaynaklı mı bilmiyorum ama sola doğru oturuyorum okurken ve bu fotoğrafı çektim kitabı elimden bırakıp bana tam olarak ne hissettirdiğini ifade edemiyorum henüz biraz daha düşünmem gerek. derinlik uçsuz bucaksız bi derinlik hissiydi o an hissettiğim bu başlangıcı tabi kelimelerimin

Ağustos 04, 2011

aralarında boşluklar bırakarak, hayali tuğlalardan örülmüş, hayali bir kule. Zaten yaşam sadece önemli olaylardan ibaret olsa, gelişigüzel el sürülemeyecek, narin bir sırça köşk olur... Ancak gündelik yaşam tam da gazete başlıklarındaki gibidir. Bu yüzden herkes, anlamsız olduğunu bile bile, pergelin ucunu kendi evine yerleştirerek ilgi alanını çizer.

akt

Düzen denilen şey gelip doğanın yerine geçerek,dişlerin,tırnakların,cinselliğin kontrol hakkını ele geçirdi. Böylece cinsel ilişki de, çok binişlik metro biletinin her kullanışta makineden geçirilmesi gibi bir hal aldı. Üstelik, bu çok binişlik biletin sahte olup olmadığının da kontrol edilmesi gerekiyor. Fakat bu kontrol de,düzenin can sıkıcılığına eş değerde, korkutucu ölçüde baş ağrıtan bişey. her türlü diploma... Kontrat, ehliyet, hüviyet, ruhsat, tapu, onay belgesi, kayıt belgesi, ortak kullanım belgesi, sendika kartı, takdirname, senet, çek, geçici izin belgesi, kabul belgesi, gelir beyannamesi, emanet belgesi... Hatta, soy kütüğüne varana kadar... Akla gelebilecek her türlü kağıt parçasının devreye sokulması gerekiyor.
Böylelikle cinsellik, güvenin montunun içine yuva yapması gibi, belgeler arasına gömüldü.

Ağustos 03, 2011

yemek kabus ilişkisi

hafta sonu ablamı geniş ve ferah bir eve taşıdık. yorgunluğum hala geçmedi dün akşam yemekten bir buçuk saat sonra yattım ki bu hiç adetim değildir . hem sağlıksız hem de kabus görme sebebimdir. tabi ki de kabuslarla dolu bir geceydi baş aktörlerden bir çoğu çarşaflı kadınlardı diğeri de pek bi sevdiğim bi arkadaşımın eşi idi. olayların detaylarını pek hatırlamıyorum ama etrafım çarşaflı bi sürü kadınla doluydu boğucu bir rüyaydı onlardan köşe bucak kaçıyordum benimle konuşmasınlar diye. nedense uyandığımda kumların kadınını - kobo abe yani bu ay sarman kitap klübü kitabımız- okurkenki gibi boğulma hissi sarmıştı içimi...
diğer rüyamda arkadaşımın eşini ölmüş gördüm aslında duydum desem daha doğru olur nerdeyse bir gün boyunca -rüya zamanıyla ne kadar sürer bilemiyorum ama çok uzundu bana kalsa- eşinin öldüğünü nasıl söyleceğimi düşündüm durdum. sürekli kendi kendime konuşarak yürüyorum yapmam-söylemem gerekenleri tasarlamaya çalışıyorum.
işyerimdeyim masamda oturuyorum, camdan her daim trafiğin aktığı yola bakıyorum iki caddenin kesişiminde - oturduğum sandalyeden i.caddesini arkama alıyorum- üç katlı eski binanın orta katındayım, beyaz çerçevelerden dışarı bakarken bedenimin binadan çıktığını düz sahanlıksız 23 merdiveni hoplaya zıplaya indiğini görüyorum... her zamanki gibi binadan çıkıp karşıya geçiyorum c.g. caddesindeyim g.caddesine doğru yürüyorum işin garibi kendimi izliyorum iki caddeyi sürekli birbirine bağlıyorum sonra uzaklaştırıyorum sürekli nasıl söyleceğim diyorum nasıl.

marion

sinemada üç küçük hatun, yani biz...
perdede hoş bir öykü güzel işlenmişinden
yüzüne baktıkça gülümsediğin insanlar vardır ya o gülmese bile yanakların yay şeklini alır ona bakarken gayrı ihtiyari öyle bi hatun başrolde...
beden güzelliğinden öte bişey marion cotillard. jeux d'enfantsı izledim ve hatuna bayıldım, ilk görüşte sevdiğim nadir insanlardan.
küçük beyaz yalanların senaristi ve yönetmeni aynı zamanda hatunun eşi olan g.canet -cotillardın jeux d'enfantstaki rol arkadaşı da olur kendisi-
film öyle çok çarpıcı değil ama keyifli bir tat bırakıyor damakta sadece finali biraz fazla gözümüze sokulmuş bakın dostunuzun kıymetini bilin bak bi gün ölür siz ve bencilliğiniz yanınıza kar kalır tarzı bi final olmuş:) Yalnız insan ilişkilerini çok güzel işlemiş hakkını vermek gerek izleyin

warning red

ne oldu da bu mühim kuralları unuttum bilemiyorum
1. surt üstü ve yüzüstü yatmak yok
2. atletsiz gezmek yok
3. ayakları üşütmeyeceksin
4. ağrı kesici kullanmamaya gayret edeceksin bi hafta öncesinden ve mümkünse antibiyotik kullanmayacaksın o ay
5. bilmelisin ki gereksiz öfken hep ondan