bu dördüncü rüyam hatırlayamamıştım sürekli gördüğüm dördüncü rüyam. bazen devamını görüyorum bu rüyaların ama çoğunlukla aynı mekanlarda yüzlerini net görmediğim aynı insanlarla farklı versiyonları oluyor bu rüyalarımın.
zonguladağa gitmişiz güya annem babam ben bb var kaan yok. sanki varolmamış gibi hemde sürekli düşünüyorum rüyamın içinde. rüya olduğunun ayrımına varma üzereyim. insanları ziyarete gidiyoruz komşularımızmış girip çıktığımız evler. sonra kaleye çıktığımız yokuşa benzer bir yokuş aslında sadece denize olan açısı aynı. bi sürü yabancı yüz var çevremde onlar taş bir yoldan çıkıyorlar. ben onlara yarım metre mesafede bi yoldan çıkıyorum yürüdükçe bastığım yer yumuşuyor kalın kum tanelerine dönüşüyor.yarılamışım nerdeyse yolu ama ilerleyemiyorum. ayağımda çizmelerim var bata çıka ilerlemeye çalışıyorum ilerleyemeyince dönüp hızlı hızlı aşağı doğru yürüyorum. inerken hızımı yavaşlatmıyor ama kum ya da çakıl artık tam anımsayamıyorum. çakıl olamaz kum gibi çekiyordu aşağı ayaklarımı.
Aralık 01, 2011
Kasım 21, 2011
kek aşkı
anne bana kokoolu kek yap diyen küçük dudaklar. ben bilmiyorum oğlum kek yapmayı diye geçiştirme denememe hayııır biliyorsun diyen küçük adam. iş çıkışı eksik malzemeleri almaya markete girdiğimde hazır bi kek alsam mı diye aklımı çelmeye çalışan kötü yanıma direndim ve başardım. mutfak işlerinde üşengecim severim yemek ve pasta yapmayı ama görev olmayacak bu, buna tahammül edemiyorum. bi akşam rötarla kaana kakaolu kekini yaptım. o ciddi ciddi yumuldu, masaya çöreklenmiş kek tabağını tırtıklıyor şimdi:)
gecesi uykusu kabusu cennetin
Gözlerime yapışmış bi yığın yüzle dolu rüyaların kabus kanadında koşturuyordum gece, dün gece, nerdeyse dün bütün gece. böyle gecelerin sabahına omuzlarımda normalin iki misli ağırlıkla uyanıyorum. huzursuzca kafamı kaldırıp bakıyorum gün ağarmış gözlerim yarı açık, sanki bir sakinleştirici geziyor damarlarımda şimdi. dilim ağzımın içinde boşuna dönüyor ses çıkmıyor, harflerim dudaklarımdan süzülüyor sanıyorum ama yüzüme bakanlar duymuyor belli ki. boş gözlerindeki tedirginlik ''iyiyim'' kelimesini duysa rahatlığa dönüşecek sanki. o kırılgan boynumu hafifçe doğrultuyorum yarı uyur bir halde bakıyorum öylece, oğlum kendine kıvrılmış eli yanağının altında uyuyor en sevdiğim uyuma pozisyonunda şimdi o da en çok bunu seviyor belli ki. ona bakıyorum sakin-huzurlu yüzüne. rüyaymış rüyaydı sadece rüya kabusgillerden sakin irem sakin diyorum. başım yastığa yuvarlanıyor yine aynı kabusun içine düşüyorum.
Kasım 03, 2011
kst
honest lullaby 2004 nisanda benim olmuş bi albüm...
pek sevdiğim bi arkadaşımın hediyesiydi, beni baezle tanıştırmasına ayrı bi minnettar olduğum güzel insan selam sana:)
beni bilen bilir müzikle alakalı hediyelerdir en sevdiğim...
kaset formatında olmasından ötürü nerde olduğunu bile unuttuğum bi albümdü zira kasetçalar kullanmayı bile unutacak kadar çok zaman geçti üstünden o devrin. ablam taşınma faslından yerleşme faslına geçtiğinde bulmuş eşyalarının içinde uzun yılların ardından bana geri döndü baez. ne çok kasetim gitti böyle ne titrerdim üstlerine bir zamanlar, şimdi kaset kapağı kitap ayıracım olarak geziyor yanımda.
büyülü bir ses baez masal okur gibi şarkı fısıldasa kulağıma hiç kabus görmem sanırım. duruşu tavrı bir yana sırf sesi için bile sevmeye değer onu. elbetteki albümü dinliyorum şimdi walkmanim kulağımda kasetçiden çıkıp çınarlara saptım yürüyorum bu şehrin en sevdiğim yolunda. ordan pempe çiçekli ağaçlardan sağa sapıp doğru millet bahçesine yollanmalıyım şimdi.
Ekim 28, 2011
bö
bu aralar nazan havasındayım dolmuşta ya da yürürken hep göç albümü kulağımda dilimde. elbette ki yağmurdan hareket halindeyken ben hep yağmur yağıyor ve sonbahar geçip gidiyor göç mevsimi ... aslında yazmak istediğim çok şey var ama hevesim yok yazmaya öylece zaman akarken izlemek istiyorum herşeyi bi kenarda bekleyip. yarın kitap klübü toplantımız var kitabıma dönmek istiyorum bir an önce ama aylardır geçiştirdiğim bir yazıyı yazmak istiyorum önce.
bu albümü kaset formatında almıştım yıllar evvel, satın aldığım ikinci bulutsuzluk albümüdür kendileri, ilki yol'du ve onu aldığım zaman henüz lisedeydim ve özgürlük emek ister'i dinlediğinde o vakitler can dostum olan şimdiki arkadaşım bunlar ne diyor farkında mısın irem demişti bana ben de evet ne olmuş demiştim. bu ayrı bir konu başlı başına ama bu değil anlatacağım. güneşimden kaç albümünü epey bir geç aldım -albüm piyasaya girdiğinde on yaşındaymışım doğal tabi geç tanışmam- anladığınız üzere yani albümün çıkışından epey bir zaman sonra ve sayamayacağım kadar da çok dinledim konu bu da değil aslında. albümün kapağı çook öncesinden hafızama kazınmıştı bunu anımsadım aylar evvel bi anda öylece gözümün önüne geldi o sarı kaset kapağı. babaannemlerde geçirdiğim hafta sonlarımdan birinde üst kat komşuları olan oyun arkadaşım elif ablamla vakit geçiriyorduk şuan hiçbir kelimesini hatırlamadığım uzun sohbetler eder, arka sokaklarda serserilik yapardık onla. binanın her katında dört daire vardı ve korkunç kötü çözümü olan dairelerdi bunlar o zaman bile farkettiğim bişiydi bu, yani inşaatla çizimle tasarımla hiç alakam yokken bile düşünün ne derece kötüydü. elif ablam diyordum kapıdan içeri girdiğimizde kocaman bi salona açılan küçücük holden geçmiştik yine, odanın bir köşesinde kocaman hoperlörleri olan büyükçe bir müzik seti vardı cam bölmeli bir dolabın içindeydi. ben o eve her girişimde önce kasetlere yönelirdim elbette. işte o günlerden birinde bana bu albümü göstermiş uzun uzun anlatmış şarkıları dinletmişti hatun bunu hatırladım yıllar sonra.
midnight in paris
woddy allen, parisin her hangi bi güzel köşesinden ya da birden bire owen wilsonın içinden fırlayıp dışarı çıkacak gibi bi izlenim bırakıyor filmi izlerken. uzun zamandır bu kadar çok keyif alarak bi film izlememiştim doğrusu. sinir bozucu bir dahi ancak böyle özetleyebilirim allenı. harika bi eleştirmen woddy allen, kelimeler az kalıyor doğrusu ve paris tek kelimeyle mükemmel. durup seyre dalıyorsunuz şehri sokakları...
kurtü, morrisonı biraz daha yürüyünce marilyni, deani görsem sonra buz gibi bi şehirde dostoyevskiyi görsem uzaar gider bu liste.
sol kulağım ezberlemeye çalıştığım bir ritme yaslanmış, gözlerim paris sokaklarında geziniyor, bacaklarımı kırıp kollarıma yaklaştırmışım on altımda var yokum biraz şımarık biraz utangaç. tüm derdim müzik:)
Ekim 15, 2011
İSTİKLAL CADDESİ KADAR-Şebnem Ferah
hatun söylemiş benim yerime:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


