Kasım 04, 2013

hiç sevmem başlık atmayı

Zor bir gün... Aklıma hakim olamadığım cinsten.  Birşeyler yazmazsam sakinleyemeceğim sanırım.  içimde bir ankara özlemi oluşmaya başladı yine yeni yeniden. olanca işimin arasında motive etmeye çalışırken kendimi haritada bedenime yer tayin ederken buldum. beynim yine sıçrayarak düşünmeye başladı ankara değil de çevresinde gezinen gözüm iştahla eskişehire takıldı. Üniversite öğrencilik - zaten 2.5 yıl kadar sürdü ya neyse- yılımda babamla 2 günlüğüne gidip hayran kaldığım ilk denizsiz şehirdir kendisi. Yıllar içinde pek bir güzelleşmiş bu da ayrı bir artı tabi. demiryolu güzergahında olmalı yaşayacağım şehir dedim tren yolculuğuyla gitmek kavramı zihnime nasıl yer ettiyse artık.  hayatıma yön vermeyi, birine dayanmak istemeden bu duyguyu aşmış olarak yapmak istiyorum. Klavyemin büyük harf tuşu çalışmıyor yoksa ben diline gayet bağlı iyi bir edebiyat öğrencisi oldum hep en utangacından hem de. Selma hocam duysa ''senin gibi seçkin (!) bir öğrenci bu hatayı nasıl yapar irem'' diye azarlardı o tatlı sesiyle ve kibarca. Ne diyordum Ankara...  Uzun yıllar sonra iki ay önce gittim özgürlüğüme, ben de yürümeye eşdeğer olan şehrime. O iki buçuk yıllık öğrenciliğimde sürekli otobüsle -13 numara- gidip gelirken ovasına düşen şimşekleri heyecan, mutluluk ve biraz ürpertiyle izlediğim şehre. Diyeceğim şu ki Kemal Tahir... Orta okuldayken babamın kitaplığından aşırıp heyecanla okuduğum ''köyün kamburu bir ''yedi çınar yaylası'' havası kalırdı çoruma yaklaşırken içimde merak ederdim o insanlar buralarda mı yaşamış diye. hiç merak etmemişim. ta ki bu ay ki ''sarman kitap klübü'' okumamız ''karılar koğuşu'' olana dek. Meğer ki bana oraları hatırlatan kitaplar Çorum Üçlemesinin iki kitabıymış Tahir'in... 
dün tekrar tekrar seyretmeyi adet edindiğim 3 filmimden birini izledim öyle güzel bir lezzet bırakıyor ki damağımda orda yaşamak istiyorum. yine yeni yeniden 

Ağustos 28, 2013

düş

ayakta durup dışarıyı seyrediyorum bi avrupa kentine bakıyor gibiyim zaman mekan yok çünkü rüyadayım. iki yanımda genişçe pencereler var sağ ve sol pencere aynı düzleme açılıyor gibi. ferahlık genişlik duygusu kaplıyor içimi sırayla pencerelerden dışarı sarkıp etrafı izliyorum. prizmatik bi yüzey gibi etrafım. bol aynalı bir oda gibi.



beton değil akşap olsa tam bu ve simetriği bitişik halde

Ağustos 10, 2013

başla

Dönüş iyidir dönüyorum twitterla uzun süredir aldatiyordum seni sevgili blogum. Buralik birsey yoktu hayatimda epeydir. Dönüyorum kagida ve kaleme sadakatime . Dönüyorum biraz ilerideki reme... kendimi sana dogru firlatacagim. .. bir yillik plan yapip hayatima baslayali 4.5 yil olmus ne iyi etmişim ne harika bir karar ve adimmis. Ikinci basamagi da ciktim simdi hem de baslangici korktugum kadar zor da olmadi şükür:) şuan icin en muhimine yani üçüncü basamakta sıra. Artık isinmaliyim bu sefer bi yildan önce olma şansı yok maalesef . Baslayalim fonda dönüp duran guzel seslere sozlere melodilere yenileri eklensin:)
#huzur gecem

Mp3 dinlemeyeli yüz yil oldu sanki zorla buldum depo yerimi puf.
İçimde sessiz sakin bi isyan
Playlistim ;

http://instagram.com/p/cz8EvFilfk/
evimden fotolar :))
http://instagram.com/p/cgoRjJClbR/
http://instagram.com/p/civtdvClbB/

Ocak 18, 2013

ateş

   Gün geçtikçe kalp hafifler, göğüsteki baskı azalır derler.acı kalır. kalp kalıbından çıktıktan bir süre sonra soğur kabuk bağlar. onlar hep diyor ben takılmadım onlara hiç, şimdi bir bildikleri vardır diyorum olmalı. bilen olmalı. yaşamın şifresini benden önce çözmüş birileri var. vardır rem. boşuna arama hazıra konsana ne debeleniyorsun nrem. öyleyse diyorum neden içim eziliyor gün geçtikçe daha fazla hem de. şarkılar olmasa. ah olmasalar. daha mı zor olurdu daha mı kolay. gözyaşı olmasa yahut hiç olmasa sevgi olmasa. ruhun besini olmasa, kurusa kalp katılaşsa ama kimsede olmasa. yolda yürürken biri çarpmasa sıcak gülümsemesiyle ve yahut çarpsa da ısınmasa kalbin kor olmasa.
    Kör olsa kalbim. sol yanımda koca bir çöl olmasa. bedenimi yünlerle sarıp, zihnimin boşluklarını sıkı sıkıya doldururken o tenhalaşmasa. siyah ince uçlu kalemime dokunmak yetse, sarı yapraklarına manasızca kelimeler sıralamak yetse defterimin, bi çikolata kadar yakın olsam mutluluğa. dışımda bir ruha içinde barındığı bedene ihtiyacım olmasa.
 içimdeki aşk elimdeki saz yetse canıma

Aralık 07, 2012

ağıt




Mavi gözlü yakışıklım benim, yumuşak huylu güzel ahlaklı. gerekti mi o kadife tok sesi kibarca bir melodiyle yükselen  azarı bile hoş sedalı dedem benim. Günbegün eriyip bitiyor şimdi. Etleri dökülüyor parça parça, koca bir  kemik yığınına dönüyor bedeni. İşlevini yitirmiş parmakları ne güzel bi elyazısına sahipti bi vakitler. Okuma yazmayı ve uzun yıllar çalışıp ekmeğini kazanacağı şöförlüğü de askerde kendi çabasıyla öğrenmiş,  dag gibi bir delikanlı cimrilik bilmeyen bir kalple ben ilk onu sevdim babamdan bile evvel. bana hep daha bir sıcak baktı gözleri, ondan gayrısına da itibar etmedi kalbim en çok onu sevdim çocuktum sarılır uyurduk kışlar boyu, hafta sonları dedesinin kızıydı irem.  Kalbi ruhu aklı dupduru şimdi, acısı bile kabullenilmiş ta en başından razı...
yine oturalım senle dizdize kilimlide evimizin hayatındaki divanda sen bana elma soy ben hevesle yiyeyim ama acı çekme sen

Aralık 02, 2012

2 Aslinda Bir Konu Var- uyuyana dek mutsuz punk



aslında bi çok konu var ama boşvericem onları...
dört-beş doz hatundan alsam mutsuz punkla devam etsem ama şuan gidip dosdoğru bi kulaklık alsam...
pürüssüz tertemiz olsa ses. sağır olmasam sürekli kulaklıkla müzik dinlemekten. çok şey istiyorum. farkındayım . o kadar da değil sanki. uzun dikdörtgen bir oda 5e 7 yeter valla yeter. kendi elimle ses yalıtımı yapacağım tek tek duvarına yerine, dünyadan steril benim alanım. yere kadar pencereleri olan aydınlık istemediğimde yeşil kadife perdelerimi boylu boyunca kapayıp ışığı dışarda bırakacağım.