Ağustos 15, 2010

deniz ve kaan

canım oğlum bu sene üçüncü kez denize gitti onun tek derdi kum oynamak henüz yüzme faslına geçemese de çook keyif aldı bugün şuan bestil şeklinde yatıyor bense mutluyum şimdi onu mutlu ettiğim için:)) annelik garip bişiy yahu

Ağustos 06, 2010

talihsiz serüvenler dizisi

öyle melankolik öyle güzel ve öylesine keyifli bir filmdi ki izlediğim zaman hakkında hemen araştırma yapıp kitaplarını okumak istemiştim... bu kitap faslı epey sürse de sonunda sevgili ablam ve eşi bana çok güzel bi sürpriz yapıp doğum günü hediyesi olarak serisini almıştı çooook teşekkür ediyorum canlarım benim:)) ben tipik bi tembel olarak tabi ilk kitabı bile tam bitirmedim ama kendime bu mevsimi tüm sevmeme rağmen yarıda bıraktıklarımı -sadece kitap değil anladığınız üzere- tamamlama mevsimi ilan ediyorum. seri ile ilgili detaylı bilgiyi kitabları bitirince yazacağım şimdi biraz filmden bahsedeyim: jim carrey'nın harikalar yarattığı bir film daha tek kelimeyle performansı harikaydı ve beaudelaire öksüzleri hele hele sonny bilge clause ve mücit ablaları violet... sadece bu kadar mı merly streep de bi harikaydı hele hele mekanlar o uçurum kenarında ahşap ev izleyin okuyun çook keyif alacaksınız eminim.

Ağustos 05, 2010

tv ve zararları başlıklı yazım:))

şimdi yavuz kaan sebebiyle evdeyim büyük çoğunlukla ve bu tv programları beni daha da hissiz yapıyor sanırım
örneğin:
bir program var tv de ismine bakmadım bir adam çıkmış gözünde gözlük kafasında şapka görüntünün altında kocaman yazıyo : üvey kızını kaçırıp hamile bıraktı bebek doğdu birşey söyleyemiyorum ya kabus sanırım diyorum gerisi geliyor adamın karısı telefonla bağlanıp adamla yok eve para getirmedin yok kızımı aradım ulaşamadım diyo adam da pek pişkin aç mı kaldın diyo
ve son bomba sunucudan torununuzu görmeye gittiniz mi diyor kadına
ben terlee içinde ve çığırarak uyanamadım maalesef
bu olay 5 dakika bile sürmedi
2. olay ise zerrin özer ismi lazım değil bir programa konuk olmuş ona bakayımdedim orda oldu doğal olarak kerim tekinden bahsetti zerrin özer peşine karbeyazın görüntüleri girdi altta yazı zerrin özer kerim tekin için şimdi ağlıyor ...
yoruma ne gerek ne de sabır var sanırım
ve bu programlar öğleden sonrakilere göre en hafif programlar
bu programlar yapanlar bizi ne zannediyolar ve bu ne cüret aklım almıyor....    mart 2009

siyah süt

elif şafak okuyordum dün bitirdim kitabı sanki beynimden bir perde kalktı
sanırım anneliğe hazır olmayan her hatun okumalı bu kitabı ...
aslında anneliğe hazır olunur mu ya da ben ömrümün her hangi bir noktasında anne olmayı ister ya da daha doğrusu bunu hayal eder ya da hah evet şimdi der miydim bilemiyorum ama sonuç güzel...
netice önemli olan olacaksa eğer paldır küldür hiç birşey anlamadan olması daha iyi aslında kulak asmamak lazım çevreye yok şunu yap bunu ye! kafanız rahat tutun vesvese yasak sade...   ikibindokuzuncu belki daha da fazla şubat e.i.e

8.03

sanki sade gece radyasyon yayarmış gibi yanımdan ayırmadığım teli kapadım ki işe gitmeyeceğim için bi rahatlık var üstümde... sıcak yatağa uzandım camın dibinde bonaltıcı bir ağustos gecesi , kaan uyuyor şimdi ağlayarak ateşler içinde uyanmasın diye dua ediyorum... neyse konu bu değildi yıllarca pc ve net düşmanıydım ilk kez ve mecburen üniversitedeyken pc kullandım ve otoket kullanırken çok zorlandım genel pc bilgim zayıf olduğu için elbette... çok ilgimi çekmiyordu ama bu ay kendimdeki değişim ve gelişimi iyice gözlemledikçe de farkediyorum artık bilgi için kullanıyorum neti ve pcyi, uzak durma sebebim en başta etrafımdakilerin sadece msn ve oyun için kulanmasıydı neti , kızıyordum onlara bir kova kadını olarak garip takıntılarım var aslında tanıdığım kova burçlarında bu ve benzeri manasız inatlıklar hep var gerçi tek bize özgü bişey değildir ama biz yıllarca bu inadı sürdürüp bunu da ciddi teknik açıklamalarla süsleyebiliriz:)) ee ne oldu küstüm uzak durdum da ben mahrum kaldım işte yaşayarak öğrenilmiş bişiy daha gereksiz inat zarar verir bünyeye zihne hayal gücüne hele ki giresun gibi küçük bir yerde yaşıyorsan...

aşk...

Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş bir halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz. Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuzandan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz. İlk dakikada si...zi rahatlatan, huzur veren ateş; yavaş yavaş canınızı ...sıkmaya başlamıştır. Önce üstünüzdeki kazağı çıkarır, daha sonra evdekilerin bütün itirazına rağmen, pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsın. Aşk da böyledir işte... İbrahim Tenekeci